Haberin ayrıntıları
“Ultra işlenmiş gıda” çok farklı ürünleri kapsayan bir sınıflandırma. Örneğin, bazı endüstriyel tam tahıllı ekmekler de bazı işlenmiş et ürünleri de bu grupta yer alabiliyor. Aynı grupta bulunmaları, besin içeriklerinin ve sağlıkla ilişkilerinin aynı olduğu anlamına gelmiyor.
Araştırmacılar, ABD’deki NIH-AARP Beslenme ve Sağlık Çalışması’na katılan 461.682 kişinin verilerini inceledi. Başlangıçta 50–71 yaşlarında olan katılımcıların beslenme anketleri, sonraki yıllardaki kanser kayıtlarıyla karşılaştırıldı. Kimseye belirli bir beslenme programı uygulanmadı; insanların alışkanlıklarıyla sağlık sonuçları arasındaki ilişkiye bakıldı.
Ortanca (medyan) takip süresi 18,8 yıldı. Yani katılımcıların yarısı bundan daha kısa, yarısı daha uzun süre izlendi. Bu sürede 10.075 kolorektal kanser vakası kaydedildi.
Katılımcılar, ultra işlenmiş gıda tüketimlerine göre beş gruba ayrıldı. En fazla tüketen yüzde 20’lik grupla en az tüketen yüzde 20’lik grup karşılaştırıldı. Yaş, sigara kullanımı ve fiziksel aktivite gibi sonucu etkileyebilecek özellikler de hesaplamaya katıldı.
Ana analizde iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gösterilemedi. Takip süresindeki kanser görülmesini karşılaştıran tehlike oranı (HR) 0,97, yüzde 95 güven aralığı ise 0,91–1,03 bulundu. Bu aralık, gruplar arasında fark olmamasını ifade eden 1 değerini de içeriyor. Dolayısıyla bu sonuçtan tüketimin koruyucu olduğu veya hiçbir etkisinin olmadığı çıkarılamaz.
Ne bulundu?
Gıdaların içeriği ayrı ayrı değerlendirildiğinde:
- Ultra işlenmiş ürünlerden daha fazla tam tahıl, lif, süt ürünü ve kalsiyum alanlarda kolorektal kanser daha az görülüyordu.
- Ultra işlenmiş ürünlerden daha fazla et tüketenlerde ise bu kanser daha fazla görülüyordu.
- Ultra işlenmiş olmayan kaynaklardan daha fazla süt ürünü ve kalsiyum alanlarda da kanser daha az görülüyordu. Bu kaynaklardan daha fazla et tüketenlerde ise kanser daha fazla görülüyordu.
- Ultra işlenmiş olmayan kaynaklardan alınan tam tahıl ve lif için bu analizde belirgin bir ilişki gösterilemedi. Bu sonuç, bu besinlerin yararsız olduğunu veya ultra işlenmiş kaynakların daha iyi olduğunu göstermiyor.
Ne anlama geliyor?
Bir ürünün ne kadar işlendiği ile hangi besin öğelerini içerdiği farklı bilgiler veriyor. Çalışma, gıdaları değerlendirirken yalnızca “ultra işlenmiş” etiketine değil, içeriğine de bakılması gerektiğini düşündürüyor.
Bu bulgular, ultra işlenmiş ürünleri daha fazla tüketme veya kalsiyum takviyesine başlama önerisi değil. Yazarlar sonuçlarını, tam tahıl ve lif içeren besinlere yer veren ve işlenmiş et tüketimini sınırlayan mevcut beslenme önerileriyle uyumlu değerlendiriyor.
Araştırma yalnızca belirli bir toplulukta, belirli bir kanser türünü inceledi. Buradan bütün ultra işlenmiş ürünlerin tüm sağlık etkileri hakkında sonuç çıkarılamaz.
Sınırlamalar
Beslenme bilgileri 1995–1996 yıllarında, yalnızca başlangıçta toplandı. İnsanların sonraki yıllarda değiştirdiği alışkanlıklar ölçülmedi. Ürünlerin içerik ayrıntıları eksik olduğundan bazı gıdalar yanlış sınıflandırılmış olabilir.
Bu gözlemsel bir çalışmaydı: Araştırmacılar ilişkiyi izledi, neden-sonuç ilişkisini sınayan bir deney yapmadı. Hesaba katılmamış başka özellikler de sonuçları etkilemiş olabilir.
Ayrıca çok sayıda ayrı karşılaştırma yapıldı. Bu, bazı sonuçların tesadüfen anlamlı görünme ihtimalini artırır. Katılımcıların çoğunluğunun ABD’de yaşayan beyaz, orta–ileri yaşta kişiler olması da sonuçların başka toplumlara uygulanmasını sınırlar.
Kaynak ve inceleme düzeyi
Abar ve arkadaşları, PLOS Medicine, 15 Ekim 2026.
Özgün araştırma: https://journals.plos.org/plosmedicine/article?id=10.1371/journal.pmed.1005251
DOI: 10.1371/journal.pmed.1005251
Özgün araştırmanın ana tam metni incelendi.
Bu haberi takip edin
Editöre geri bildirim
Yalnız editör görür; herkese açık yorum değildir. Kişisel sağlık bilgisi yazmayın.
Geri bildirim için giriş yap